Çarşamba, Aralık 24, 2008
 
posted by Erenay at 11:14 ÖS | 0 comments
Perşembe, Şubat 09, 2006
Geçen hafta bir öksürüğe tutuldu ve hala geçmedi. Bugün tam bir hafta oldu şuruplara devam ettiğimiz halde fayda görmedik. Öksürük epey yumuşamış durumda ha çıktı ha çıkacak gibi duruyo. Ne mi? Balgaaaam :)) Bi çıkartsa rahatlayacak yavrum ama çıkartamıyo. Çıkartmaya çalışırken kusar gibi yapıyo yine de çıkartamıyo. Bakalım daha ne kadar sürecek... Bu aralar yeni resim ekleyememin sebebi Erenay'ın kıpır kıpır olmasıdır. Hiiiç yerinde durmuyo, bi poz bile çekemiyorum sürekli hareket halinde. Eee tabi o hareket ederken evdeki herşeyde hareket ediyo. Koltuk minderleri, sehpa vb üzerindeki örtüler, dolap ve çekmecelerin içindeki herhangi şeyler... Bi anlık boşluğumu buluyo ve bi bakıyorum Erenay ya pencerenin mermerinin üstünde (pencereye tutunarak boydan boya geziyo) ya bi kova vs birşey bulmuş ters çevirmiş üstüne çıkmış biryerlere yetişmek için parmak ucunda duruyo ya da salondaki cam yemek masasının üzerine çıkmış ayağa kalkmaya çalışıyo... Yani göz kırpamıyorum desem yeridir... Bigün mutfağa gittim dakika geçmeden geri geldim ve benim yaramaz oğlumu yemek masasının üstünde buldum. Bi an napacağımı şaşırdım, kızsam tekrarlıycak biliyorum hiçbişey söylemeden yanına gidip yere indirdim. Biraz kızdı niye keyfimi bozdun der gibi. Ben arkamı dönmeden tekrar çıktı. Ben kızdım o çıktı derken baktık ki bu sıkça tekrarlanıyo, kafa göz patladıktan sonra kaldırmanın bi anlamı olmaz diye şimdiden camı çıkarttık. Bu sefer de camı koyduğumuz vitrinin arkasına girmeye çalışıyo giremeyince de sinirlenip tekmeler atıyo. Vay efendim neden kaldırmışız camı diye yeri göğü inletiyo sıpa. Birileri de biblo diyo benim yaramaz oğluma... Hadi buyrun gelinde biblo görün...
 
posted by Erenay at 1:28 ÖS |
Salı, Ocak 24, 2006
Koca ayaklı oğlum benim, dün bir bugün iki derken ayakları bize yetişti nerdeyse. Yine ayakları büyüdü ve bir öncekiler küçük gelmeye başladı. Giydirirken sürekli kızıyo giymek istemiyo zaman zaman da ağlıyodu. Hatta bazen akkalarını gördüğünde bile kaçıyodu, giymek istemiyorum sıkıyo onlar ayaklarımı der gibiydi... Eee bu demektir ki yeni akka almanın zamanı gelmiş.
Çocuklara yediği helal giydiği haramdır derler ya doğruymuş walla. Bir aldığımızı biliyoruz kısa bir zaman sonra birde bakıyoruzki küçülmüşler. Daha doğrusu bizim sıpalar çok çabuk büyüyolar...
Bu sefer biraz abarttık ve 3 çift birden aldık... Herbirinin numarası farklı (23-24-25).
Akkalarını denerken çok sıkıldı annesi biraz kararsız olduğu için o mu olsun bu mu olsun derken çocuğa afakanlar bastı sıkıldı ağladı sonunda babasının kucağında sakinleşti... Keyfi tekrar yerine gelince son akkayı denedik. "hadi yürü oğlum" dedim. Bizim sıpa gitti gitti aynanın önünde durdu aynaya bakıyo kendince, "beğendinmi oğluum" diyip gülmeye başladık. O'da bize bakıyo naaptım ben şimdi gülüncek aaaa der gibi...

 
posted by Erenay at 12:47 ÖS | 1 comments
Çarşamba, Ocak 18, 2006
Bu bayram epey gezdik ailecek. Diğer bayramlarda fırsat bulup gidemediğimiz yerler vardı. En çok istediğim teyzemlere gitmekti ve nihayet gidebildik. Erenay gittiği yerlerde önce biraz çekinik kaldı sonra bir açıldı pir açıldı yavrucum. Teyzesinin kızı Yaren'le, teyzemlerde ise Yiğit ve Mehmet'le (kuzenlerimin çocukları) top oynadılar. İlk defa Erenay'ı başka çocuklarla oynarken gördüğüm için sevindim. Birde arkadaşımın oğlu Onur'la koşuşturmaca yakalamaca adını verdiğimiz sürekli çığlık atarak oynadıkları bir oyun vardı. Nefes nefese kalıyorlar ama yinede birinden biri pes etmiyodu, çok güldük :)) Onur Erenay'dan tam 6 ay büyük ama bu 6 ay çocuklarda ne kadar çok farkediyormuş onu gördüm. Bayram tatili süresince babasıyla sürekli oyunlar oynadılar ve kucak kucağa uyudular. Beni unuttu bile diyebilirim yani. Tatil bitti ve babasıyla nasıl veda edecekler diye düşünürken anneanne ve dedemiz geldi :)) Onlarla da arası çok iyi, sürekli dedesinin omuzunda gezdi. Ama şimdi herkes gitti ve biz kaldık başbaşa. Dün çok sıkıldı dışarı çıkmak istedi ama hava çok soğuk dışarı çıkılacak gibi değil. Şimdi ise sürekli klavyeye vurarak benim yazı yazmama engel olmak istiyor... Canım oğlum benim her nekadar yaramazlık yapıp bizi çoook korkutsanda seni çoook seviyoruz... Not: Yaramazlıklarını bilahare yazacağım...
 
posted by Erenay at 1:30 ÖS |
Salı, Ocak 10, 2006
Bugün kurban bayramının birinci günü. "Bugün bayram erken kalkın çocuklar" derdi Barış Manço ama biz gece uyuyamadığımız için sabah erken kalkamadık. Bizim tontişimiz dün akşam 8 de uyudu, gece 1,30da uyandı ve 4 e kadar uyumadı. Gece boyunca babasıyla nöbetleşe uyuduk. Dolayısıyla sabah erken kalkamadık. Şimdi de sersem gibiyiz ailecek...
Bu bayram Erenay'ın 4. bayramı. Yine cicilerimizi giyip, önce babaanneye sonra anneanne ve dedeye gidicez.
Hepimize iyi, hayırlı, güzel ve bol harçlıklı bayram dileriz...
 
posted by Erenay at 11:11 ÖÖ | 0 comments
Cuma, Aralık 30, 2005

















Belki birazcık sıkıldım ruhum belki can çekişiyor belki biraz da kızardım ama Bana kırmızı çoook yakışıyor :))
 
posted by Erenay at 12:48 ÖS | 4 comments
Perşembe, Aralık 29, 2005

Bu aralar kendini tuhaf şekilde ifade etmeye başladı. İstediklerini "anneee ııı" şeklinde ya da elimizden tutup istediği yere götürerek anlatıyo. Tırmanma işi had safhada, çıkamadığı hiç bir yer kalmadı. Pencere pervazları, sandalyeler, masa üstleri... Koltukları saymıyorum bile... Herşeyi anlar şekilde bakıyo ve heşeye mutlaka farklı bir ııı sesi veriyo. Yemekle aramız hala yok, ben zorla yedirmesem hiiiç niyeti yok yemeye. İlk defa dün sabah bizimle birlikte adam gibi kahvaltı yaptı. Sadece 6 dişi (Altta 2, üstte 4) olduğu için çiğnerken zorlanıyo, onun için fazla zorlayamıyorum. Dün sabah 7'de kalktığında bir fincan süt içti ve saat 11'e kadar bişey yedirmedim, sonra bizimle (babaannesi ve ben) birlikte masaya oturdu ve tabağındakilerin hepsini yedi. Tabağın içeriği şunlardı; 3 tatlı kaşığı labne peynir, az haşlanmış 1 yumurta, 1 tane zeytin, yarım domates, yarım dilim ekmek içi, 1 tatlı kaşığı pekmez ve yarım fincan paşa çayı. Afiyet olsun tontişime...
Uyku düzeni yine değişti, önceden günde iki kez birer saat uyurdu şimdi sabah uykusu yok öğlen iki saat uyuyo ve bir daha geceye kadar uyumuyo. Günboyu yorulmasına rağmen gece mutlaka 1-2 kez uyanıp sallanmak istiyo.
Sevgili oğlum gün içinde beni çok yoruyo, sabah kalktığımdan itibaren babası gelene kadar canımı çıkartıyo. Babasına çok düşkün, geç geldiğinde kapılarda kalıyo baba baba diye ağlıyo. Bazen gece uykusunda mutlaka onu babasının sallamasını istiyo. Sıpa işte nolcak...
Bazen hiç olmayacak şeyler yapıyo. Mesela dün sabah ben kahvaltı hazırlarken suluğunu almış kulağına dökerken yakaladı babaannesi... Aaaa napıyosun oğlum diye bağırdım hemen kafasını yana yatırdım birazı dışarı aktı, temiz bi bezle içini sildim, kulağının içi su doluydu foş foş yapıyodu zor temizledim kuruttum.
Yaramaz maramaz ama bizim bitanemiz o, O'na kıyamıyoruz ve O'nu çooook seviyoruz...
 
posted by Erenay at 1:39 ÖS | 0 comments
Salı, Aralık 27, 2005
Bu ayakkabı dolabı mutlaka hergün en az 1 kez aşağıya iner, hiiiç şaşmaz...
 
posted by Erenay at 2:29 ÖS | 0 comments
Salı, Aralık 20, 2005
Geçen sene bugün 6 aylık minik bir sıpaydı ama şimdi kocca delikanlı oldu benim oğlum...
 
posted by Erenay at 2:41 ÖS | 1 comments
Pazartesi, Aralık 19, 2005
Yaa bu zaman dedikleri şey ne kadar çabuk geçiyo... Daha geçen sene bugün 6. ayımı doldurdum diye annem seviniyodu, sanki ne olacaksa diyodu ama yinede için için seviniyodu. O zaman daha doğru dürüst oturamıyodum bile, arkamdan yastıkla destek yapıyolardı. Ama şimdi düz duvara tırmanabiliyorum :)) Koltuk tepelerinden inmek istemiyorum, hızla koşmaya devam ediyorum... Evin modelini bile değiştirdiler benim için, kafamı bi yerlere çarpmıyım diyeymiş. 1,5 yaş zor bi yaşmış ööle diyolar, bir çok şey öğrenmem gerekiyomuş, bana sabırla birşeyler öğretmek için takla atıyolar. En başta nelerin cıss nelerin cici olduğunu anlatmaya çalışıyolar. Aslında aylar önceden başladılar bunları söylemeye ama ben cıss olan şeylere bayılıyorum. Mesela geçen gün dedem eline bi kontrol kalemi bi de tornavida almış priz tamir ediyodu. Sonra ben dedemden gördüğüm gibi tornavidayı prizin içine sokmak üzereyken arkamdan bi çığlık koptu, "kaşla göz arasında nasıl becerdin oğluuum" diye. Yaa noluyo yaa diye ağlamaya başladım, tamda heveslenmiştim ama bırakmadılar. Eee priz işide yarım kaldı tabi... Yani böyle cısslı işleri pek seviyorum ama rahat bırakmıyolarki bi cıss yapalım alla allaaa... Geçen zamanda çoook şey öğrendim aslında, bir çok kelimeyi rahatlıkla söyleyebiliyorum, kısa kısa bi iki şey de söyleyebiliyorum. Yeni kelimelerimi de annem bi ara yazar.
Geçen gün anneannemle birlikte markete gittik gelirkende anneme ekmek getirdim. Kapıyı "annee anneee" diyerek çaldım, annem kapıyı açınca "annee mamma" dedim. Aman Allah'ım annem ne kadar sevindi, amanda benim oğlum büyümüşte bana ekmek mi getirmiş diye çok sevindi. Bende iyi bişey yapmanın verdiği sevinçle kasıldım...
Kahve içmeye bayılıyorum ama oda yasaklılar arasındaymış tıpkı kola gibi. Yaa neden yasaklar hep tatlıdır anlamıyorum. Bazen suyun içine pekmez koyuyolar ve bana bunu kola diye yutturmaya çalışıyolar, bende o göz varmı. Ben bilmiyomuyum onun kola olmadığını kaçın kurasıyız...
Yaa bide bugün çok sevinçli bi haber aldık, annemin yakın bir arkadaşının bebeği olcakmış yani bana arkadaş geliyomuş... İnşallah o da sağlıkla doğar büyürde birlikte yaramazlık yaparız...
 
posted by Erenay at 9:51 ÖS | 2 comments
Çarşamba, Aralık 07, 2005
Canım oğlumun sağolsun uykuyla pek arası yoktur, burda uyuyo göründüğüne bakmayın... Gece geç uyusa da mutlaka sabahın köründe kalkar. Hiç demez ki, aman annem babam biraz uyusunlar da dinlensinler diye :)) Birkaç gündür bela bi başağrım vardı, O'da sağolsun pek bi anlayışlı, dur desem durur yapma desem yapmaz... Emin ol ki tam tersi. Erenay dur bi oğlum başım çok ağrıyo diyorum, gelip başımı tutup birazda yüzüme üfleyip gidiyo, sözde şifa üflüyomuş... Bugün sabah yine 6,30 da uyandı biraz salladım ama baktım uyuycak gibi değil, süt ılıtıyım içer belki dedim ama nerdeeee. Bugüne kadar iştahla birşey yediğini görmedim walla. Aaaa meyveli yoğurtlar ve hazır meyve püreleri hariç...
Bugün yine tutturdu atta attaa diye, neyse giyindik bahçeye indik. Biraz koştu sonra sıkıldı durdu, şööle bi etrafına baktı ne yaramazlık yapabilirim diye, sonra blokların merdivenlerinden (2-3 tane olanlara) çıktı ve bana işaret ediyo ııh ııhh diye. Kucağıma alıp zillere bastıracakmışım sıpayı. Zor bela ikna ettim basmaması için. Eve dönerken bana ııh ııhh yapıyo eliyle işaret ediyo, aklı zillerde kalmış sıpanın, bizim bloğa gelince yine tırmandı bana ııhh ııhh diye. Bu sefer şevkini kırmıyım dedim çocuğumun bizim zile bastırdım da rahatladı. Eve gelince mızmızlandı doymamış dışarıya. Hava soğuk oğlum diyorum yarın yine çıkarız, ama dinleyen kiim... Bahar gelse de uzuuun yürüyüşlere çıksak oğlumla...
 
posted by Erenay at 4:27 ÖS | 0 comments
Cuma, Aralık 02, 2005
Babamın benim için aldığı ilk ayakkabılar 22 numaraydı. 2 yaşına gelince giyerim diye düşünüyolardı. Hatta bundan 1 ay önce (16,5 aylıkken) bir deneyelim bakalım belki olurlar dedik baktık ve olmadılar. Parmak uçlarında fazlalık kalıyodu. Herhalde yaza tam olurlar diye düşünmeye devam ettik ve kışın evde giymem için bir ev ayakkabısı aldık.
Üzerindeki maymunu görünce mammi diyorum "aha işte maymun bu" manasında onlarda heyecanlanıyolar "aha konuştu" diye. Ev ayakkabılarımı daha 1 ay önce almışlardı ama onlarda çbucak sıktılar ayaklarımı. O sırada babaannem burdaydı o ilk aykkabıları bi deneyelim dedik denedik tam oldu. AAAAA şaşırdım walla hatta herkes şaşırdı daha geçen ay bakmıştık daha büyük geliyolardı ama şimdi tam oluyolar. Neyse artık onlarıda evde giyiyorum...
Geçen kış daha ilk adımlarımı atmadan önce bir çift janjanlı ayakkabı almıştık, ilk günler biraz büyük oldu ama kısa zaman sonra onlarda tam olmaya hatta şimdilerde hiç olmamaya başladı. Birde doğum gününden önce annemin çok beğenerek aldığı bir çift de turanj ayakkabılarım var. Ama onları sadece 3 ay giyebildim, ayaklarım çok çabuk büyüyo, "koca ayaklı oğlum benim 2 ayda bir ayakkabı alıyoruz sana farkındamısın???" diyo annem.. evet annee farkındayım..
 
posted by Erenay at 4:23 ÖS | 0 comments
Perşembe, Aralık 01, 2005
Canım arkadaşım can dostum benim. O sardı beni bu işe ama benden çok kendisi uğraşıyo... Canım benim bütün emeklerin ve katkıların için, benim bütün sorularıma, sabır taşırıcı olsalar da hiç düşünmeden ve büyük bir sabırla cevap verdiğin için ve ve ve oğlumun Blog'unda benden çok uğraştığın için sonsuz teşekkür ederim...
Sevgilerimle...
 
posted by Erenay at 5:20 ÖS | 2 comments